Belki ben de unuturum zamanla…

Avazım çıktığı kadar bağırsam bir duyan olur mu acaba? Yoksa sesim, korktuğum gibi, çıkmaz olur, kendi içimde mi yankılanır ancak?

İnsanın bazen kendinden başkasının anlayamayacağı bir durumda olması ne zor… İnsanların kulağına bozuk plak misali aynı şeylerden yakınıyormuşuz gibi gelirken, bizim içimizdeki feryatların katlanarak artması, ve açılan yaranın hiç bir merhemin çare olamayacağı kadar derinleşmesi ne tuhaf ve ne acı…

İşte, dışarıdan görünenle içerideki, her zaman, ama istisnasız her zaman öyle farklı ki…

İsyanım var ama öyle işlemiş ki içime yetinmenin gerekliliği, sesim çıkmıyor yine!

İnsan içinde ters olunca işleri de öyle ters gidiyor ki… Tepetaklak oluyor algısı, herşey basit, herşey yetersiz, herşey negatif, herşey mutsuz görünmeye başlıyor. En sevdikleri bile batıyor, kimse derdine derman olamıyor… Ve yine dibine vuruyor insan yalnızlığın… Bir bardak kahve, bir bardak çay, sayısız sigara ve tonlarca hüzün dolduruveriyor saatlerini…

İçimde bir öfke var. Kime, neye karşı, ne zamandan beri orada, ben farkında olmadan ne kadar buyudu, neyle beslendi de bu hale geldi haberim yok. Aslında olsun da istemiyorum. Korkuyorum ardından gelebileceklerden ve kumanda ettiği ordusunun gücünden…

Dizginleyemiyorum duygularımı. Tuşlara sertçe vuruyor parmaklarım. Hepsini, herşeyi içimden atmak, kelimelere dökmek istiyorum ama çekiniyorum…Ürküyorum… Ve o zaman kendimi daha da yalnız hissediyorum. 

Aklım bir durulsa… Şu yaşadıklarıma sağlam kafayla bir göz atabilsem… Belki o zaman elerim beynimi kaplayan birkaç bulutu…

Geçmiş, gelecek, bugün dediğimiz en bilinmez denklem karman çorman oturuyorlar bir köşede… Ben de halsiz bedenimle, saf saf izliyorum dinginliklerini…

Hasta gibiyim… Bir ilacım olsa rahatlayacağım. Ama bunun ilacı yok ki… Tek çare zaman ve bitmek bilmeyen değişme çabası…

Biraz oluruna bırakabilsem, belki ben de unuturum zamanla…

Yazar: Şeyma Çavuşoğlu

Şeyma, Notre Dame de Sion Lisesi’ni bitirdikten sonra, Koç Üniversitesi’nde psikoloji okudu. Ardından La Salle Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji alanında yüksek lisansını tamamladı. Bir süre psikoterapi, eğitim ve grup çalışmaları yaptıktan sonra, akademik dünyaya geri dönmeye karar verdi. Şu an Lesley Üniversitesi’nde Yaratıcı Sanat Psikoterapileri alanında doktora programında tez aşamasında, equanimity (eşgörü) deneyiminin sanat ile ifadesini araştırıyor.

“Belki ben de unuturum zamanla…” için 2 yorum

  1. Degisme cabasi… hayat bunun mucadelesiyle geciyor zaten…inanilmaz guzel ifade etmissin ifade edilemeyecek kadar zor olan seyleri…

  2. Ne unutmak care , ne yetinmek.tek care yüzleşmek.bin kere aynı acıyı cekmek yerine bır kere yuzlesip bir kere dibe vurmak ve sonra yavaşça güneşe doğru yukselmek. Kendi kendimizi boguyoruz Goz göre göre.peki bizi dibe ceken o agirliklardan kurtulmak imkansız mı?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s