Hayatın Yarısı Dolu mu Boş mu?

Hepimiz bir köşesinden tutmaya çalışıyoruz hayatı. Uğraşıp duruyoruz… Birileri bizi sevsin, birileri tanısın, birileri gurur duysun, birileri desteklesin, birileri takip etsin diye… Aslında yalnızlıktan kaçıyoruz. Ve kaçınılmaz sonu engellemeye çalışıyoruz.

Hepimizin korkuları var, beklentileri var, kaçtıkları var, hayalleri var… Tüm bunların içinde ulaşılmazları eleyip, ulaşılabilirlerin en güzellerini katmaya çalışıyoruz hayatımıza.

Merak ediyorum bir roman yazsak kendimizi anlatan, ne koyardık adını… Ya da ne olmasını isterdik adının?

Bizi çeken, hayata bağlayan, içimizde kelebekler uçuşturan ne var? Duygular mı, para mı, zeki hissedeceğimiz cevaplar bulmak mı? Nedir bizi yürüdüğümüz yolda yürüten güç?

Merak ediyorum, bazen boşlukta kaldığınız oluyor mu? Ne yöne gideceğinizi bilemediğiniz… Sersemlediğiniz… Tutunacak dal ararken, aslında kendi kendinizi boğduğunuzu hissettiğiniz…

Öyle zor olmamalı hayat. Kimse için… Daha basit olmalı cevaplar… Daha kolay ulaşılır olmalı mutluluk… Aslında bunu karmaşık ve zor hale getiren bizleriz ve düşünmeye ara veremeyen zihinlerimiz…

Daha çoğunu, daha az zamanda yapabilsek keşke. Ya da uzun zamana yayarak yaptıklarımızı gerçekten isteyip istemediğimizi bilebilsek. Emin olabilsek kendimizden, hislerimizden, yaptığımız işlerden… “Eleştriye açığım” derken samimi olabilsek keşke… Ve hep elimizde olmayanı görmek yerine, elimizdekilere odaklanabilsek. Sevebilsek keşke sahip olduklarımızı… Fazlasına ihtiyaç duymadan, var olanla yetinip, mutlu olabilsek.

İnsan doğası bu… En “hırs yapmam” diyenlerde bile vardır bir iç çekme, elindekileri eksik görme, aklına takma… Kimisi geçiştirmenin yolunu bulmuştur bu iç çekmeleri. Kimisi ise durmadan irdeler, meraklanır, mutsuz olur…

Ben huzur istiyorum hayatımda. Yetebilmesini istiyorum şimdiye kadar yaptıklarımın, elde ettiklerimin, bana verilenlerin, hayatıma kattıklarımın… Dolu görmek istiyorum bardağın yarısını… Ama merak ettiğim, büyürken eleştriyi öğreniyorsak ve genlerimizde eksik olana odaklanma meyili varsa, kafamızı bardağın boş yarısından uzaklaştırmak ve dolu kısmını görmek ne derece mümkün?

Yazar: Şeyma Çavuşoğlu

Şeyma, Notre Dame de Sion Lisesi’ni bitirdikten sonra, Koç Üniversitesi’nde psikoloji okudu. Ardından La Salle Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji alanında yüksek lisansını tamamladı. Bir süre psikoterapi, eğitim ve grup çalışmaları yaptıktan sonra, akademik dünyaya geri dönmeye karar verdi. Şu an Lesley Üniversitesi’nde Yaratıcı Sanat Psikoterapileri alanında doktora programında tez aşamasında, equanimity (eşgörü) deneyiminin sanat ile ifadesini araştırıyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s