Hayat, beni bırakmayacaksın değil mi?

Sahilde duruyordum. Engin denize dalmış, “Sırada ne var?” diye düşünüyordum. Bir tekne almak geçti içimden. Hatta bir yelkenli… Önce yelkenliyi idare etmeliyim dedim ve kursları araştırdım. İyi bir tanesini seçtim, gittim, başarıyla tamamladım. Ardından, bir süre başka yelkenlilerde alıştırma yaptım. Benden daha iyi bilenleri izledim, dinledim, öğrendim. Bir yandan para biriktirdim. Yeterince deneyimim ve param biriktiğinde, alışverişe çıktım. Beni temsil edecek, içinde kendimi huzurlu hissedeceğim bir yelkenli buldum ve satın aldım. Sabırsızlıkla yıllardır beklediğim ana tanıklık ettim. Ve sonunda, yelkenlim suya indirildi. Atladığım gibi açıldım… Keyifli geçen bir dönemin ardından, tam denizin ortasında sessizliği doyasıya tadarken, kara bulutlar belirdi ileride. Ardından gökyüzü grileşti, karardı, tüm keyfim kaçtı. Ne yapacağım diye düşünürken, fırtına koptu… Ve kalakaldım karmaşanın ortasında, tehlikede, yapayalnız. Tek bir kara parçasını ya da fener ışığını seçemez oldum. Mecbur, fırtınanın geçmesini beklemeye koyuldum…

Yaşadığım duygular “boşluk” ve “yalnızlık”… Ama insan ne kadar karanlığa gömülmüş olursa olsun, feneri olup, ona ışık tutacak bir tat, bir doku bulabiliyor. Belki geçmişten, özlediği, özlediğini bile unuttuğu, toz tutmuş bir eşya parlayıveriyor eski yerinde… Ya da hiç düşünmediği eski bir dosttan, bir mesaj geliyor en umutsuz anında…

Hayat tek bir yöne doğru gitmiyor, orası kesin… Ama ne yöne gideceğini biz ne kadar tayin ya da tahmin edebiliyoruz, o belirsiz…

İçimi acıtan anları döksem ortaya, geri toplayamamaktan korkuyorum. Korktuğum içinde onları sıkıca içimde tutuyorum. Oysa içimde tuttukça, daha da büyüyorlar, derinleşiyorlar ve acıtıyorlar.

Beklemekten de yoruldum aslında. Bekleyecek bir durum var mı onu da bilemiyorum.

Her şey anlarda saklı… Şu an ne hissediyorsam, ne yaşıyorsam, ne yapıyorsam ve ne yazıyorsam, o oluyorum… Daha fazlasını beklemek gereksiz, sonuçsuz ve sonu yok…

İnsan ne kadar dertlenirse dertlensin, o kendinden umudu kesmedikçe, hayat da ondan vazgeçmez…

Yazar: Şeyma Çavuşoğlu

Şeyma, Notre Dame de Sion Lisesi’ni bitirdikten sonra, Koç Üniversitesi’nde psikoloji okudu. Ardından La Salle Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji alanında yüksek lisansını tamamladı. Bir süre psikoterapi, eğitim ve grup çalışmaları yaptıktan sonra, akademik dünyaya geri dönmeye karar verdi. Şu an Lesley Üniversitesi’nde Yaratıcı Sanat Psikoterapileri alanında doktora programında tez aşamasında, equanimity (eşgörü) deneyiminin sanat ile ifadesini araştırıyor.

One thought on “Hayat, beni bırakmayacaksın değil mi?”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s