Sanat Terapisi Nedir ve Nasıl Uygulanır?*

Sanat Terapisi gittikçe daha yoğun ilgi gören güncel psikoterapi yaklaşımlarından biri. Sanat Terapisi’ni tanımlamak için, öncelikle Dışavurumcu Sanat Terapileri ya da Yaratıcı Sanat Psikoterapileri olarak adlandırdığımız geniş çatının altında olduğunu belirteyim. Dışavurumcu Sanat Terapileri, her türlü sanat dalının psikoterapide kullanımını içeriyor. Örnekleri, Müzik Terapisi, Dans ve Hareket Terapisi, Yaratıcı Yazı Terapisi, Şiir Terapisi gibi çeşitlendirilebilir. Sanat Terapisi ise görsel sanatların psikoterapide kullanımına odaklanıyor. Dolayısıyla Sanat Terapisi ifadesini duyduğumuzda aklımıza heykel, kolaj, çeşitli boyalar ile üretim, ebru sanatı, hamur ve kil gibi malzemelerin terapötik kullanımı geliyor. Amerikan Sanat Terapisi Derneği, bu alanı şu şekilde tanımlıyor: “Sanat Terapisi, ruh sağlığı ve insanlara hizmete dair çalışmalar yapan bir meslektir. Aktif sanat üretimi, yaratıcı süreçler, uygulamalı psikoloji teorisi, ve psikoterapötik ilişki içerisindeki deneyimler ile bireylerin, ailelerin, ve toplulukların hayatlarının manevi zenginliğini arttırır.”

Sanat Terapisi her ne kadar yeni bir alan olsa da, aslında insanın sanat aracılığıyla kendini ifade edişi çok uzun yıllar önceye, ilk mağara resimlerine dayanıyor. Sanat, kültürlerin içinde, bir çeşit ifade biçimi olarak insanlık tarihinde her daim karşımıza çıkıyor (Acosta, 2011). Bunun en önemli sebebi, sanat üretiminin insanın temel biyolojik ve davranışsal eğilimlerinden doğması (Dissanayeke, 1988). Üretmek insanın içgüdüsel olarak ortaya çıkardığı bir ifade biçimi. Kısaca, sanat bir dil (Allen, 1995).

Sanat Terapisi, sanat ve psikoloji alanlarını birleştiren ve her iki alandan beslenen bir yaklaşım. Sanatın kişiyi yaratıcı tarafıyla etkileşime geçiren ve sözel ifadenin zor olduğu noktalarda alternatif bir dışavurum aracı sunan yapısı, psikolojinin alan açan ve kişinin iyi hissetmesi için bu alanı tutan altyapısı ile birleşiyor. 1940 yıllarında Sanat Terapisi’nin annesi olarak anılan Margaret Naumburg, Amerika Birleşik Devletleri’nde ileride Sanat Terapisi olarak anılacak alan hakkında ilk yazıları yayınlamaya başlıyor. O dönemlerde alan psikanalitik yaklaşımın etkisi altında ve bu ilk adımlar günümüzdeki psikodinamik yaklaşımlı Sanat Terapisi’nin temellerini atıyor. Aynı dönemlerde Edith Kramer da “terapi olarak sanat” yaklaşımı ile Sanat Terapisi alanının köklerini tanımlıyor (Malchiodi, 2003). Zamanla Sanat Terapisi alanındaki literatür ve çalışmalar arttıkça alan genişliyor ve bugün bildiğimiz şekline bürünüyor.

Sanat Terapisi’nde kullanılan sanatsal yaratımın terapötik işlevi, sanatın kapsayıcılığından ve sezgiselliği davet eden doğasından geliyor. Sanat, ifade bulmayı bekleyen durumu, bir kabın sunulan nesneyi taşıyışı gibi tutuyor. Dışa vurulan ve sanatsal bir dille ifade bularak karşımızda duran o duygu, olay ya da kişi, artık daha farklı bir mesafede algılanabiliyor. Böylelikle anlamı dönüşüyor ve içgörüye evriliyor. 

Donald Seiden, sanatsal yaratım sürecinin evrelerinden bahseder ve bu aşamaları Mihaly Csikszentmihalyi tarafından tanımlanan akış sürecine benzetir (2014). Seiden bu evreleri hazırlık, keşif, tanımlama, adanma ve yorumlama olarak adlandırır. Yaratma sürecine niyet eden kişi öncelikle yaratıcılığıyla teması davet eden bir hazırlık aşamasından geçer. Örneğin, yazı yazmak için masa başına oturmadan önce doğada bir yürüyüş yapmak iyi gelebilir. Kişi hazır hissettiğinde, zihni ve duyuları keşfe çıkar. Çevresinde ilgisini çekenleri ve zihninde oluşan yeni imgeleri biriktirir. Bunlar bir araya geldiğinde kişi hepsinin birleşimiyle veya içlerinden seçtikleriyle devam etmek istediği yolu belirler. Netlik bazen içsel bir bilgi olarak gelir. Kişi o an için sebebini bilmeksizin bir imgeyi çizmeye karar verebilir. Bu, sanatın sezgisellik ile buluştuğu anlardan biridir. Ardından, kişi kendini seçtiklerinin izinde yaratım sürecine adar. Bu süreç sona erdiğinde ise ortaya çıkan ürün ile yeni anlamlar oluşur.

Yaratım süreci ve yaratıcılık yolcuğu her zaman yukarıdaki aşamalarda anlatıldığı gibi düz bir doğru olarak ilerlemez. Bazen kişi bir aşamada daha uzun zaman kalabilir. Burada önemli olan gereğinden fazla bir evrede takılı kalınmamasıdır. Bu noktada sanat terapisti iyi bir gözlemci ve yaratıcı sürece hakim bir şahit olarak, yaratım yolculuğundaki kişiye hem sanata dair teknik bilgisiyle hem de terapötik anlamda destek verir. Bu destek bazen uygun sanat malzemesini bulmak, bazen yaratımı destekleyecek bir yönerge vermek, belki soru sormak, bazen de yalnızca o kişinin yanında durmak olabilir. Sanat Terapisi, kendini sürece bırakmayı ve yaratıcılığı yakınında tutmayı gerektirir. Böylelikle yeni anlamlar gelişir ve kişi seçim şansı olduğunu fark eder. 

Sanat Terapisi, her yaştan birey ile uygulanabilir. Elbette, çalışılacak konulara ve popülasyona göre sanat terapistinin kendini geliştirmesi önemlidir. Örneğin, travma ile çalışmak hassasiyet ve bu konuya dair doğru bilgi birikimi ile deneyimi gerektirir. Travma ile yapılacak uygulamalarda yöntemin uyarlanması gerekir. Aynı şekilde çalışılan yaş grubuna göre Sanat Terapisi yönergeleri değişir. Bu yönergelerin anlaşılır ve ulaşılır olmaları sürecin daha kolay akmasına yardımcı olur. Bu noktada süpervizyon ve eğitimin öneminin altını çizmek isterim. Ne yazık ki Sanat Terapisi alanında henüz ülkemizde yüksek lisans programı bulunmuyor. Ancak Sanat Psikoterapileri Derneği’nin çabalarıyla düzenli sertifika eğitimleri açılıyor. Bu eğitimler sanat terapisi uygulayıcıları yetiştiriyor. Yani sanat terapisti değil, sanat terapisini işinde uygulayan kişiler yetiştiriyor. Yüksek lisans programlarının açılacağı günü sabırsızlıkla beklerken, bu gibi sertifika eğitimleri alanda duyulan ihtiyacı karşılamaya çabalıyorlar.

Özetle, Sanat Terapisi alanının önemli isimlerden biri olan Pat B. Allen’ın dediği gibi, “çizmek, o şeyin özünü tanımanın yollarından biridir (1995, sayfa 23).” Bir başka deyişle, çizmek yaşananı anlatmanın yollarından biridir. Sanatın, insanın kendini ifade etmek için kullandığı dillerden biri olduğunu vurgulayan Sanat Terapisi, bu dili gelişmek, dönüşmek ve iyileşmek için yola çıkmış kişilere sunuyor. Bu yolculukta bazen rehber, bazen yol arkadaşı olma rolü de sanat terapistine düşüyor.  

Sanat Terapisi – Malzeme Örnekleri

Kaynakça

American Art Therapy Association (AATA) The Profession. http://www.arttherapy.org

Allen, P. (1995). Art is a way of knowing. Shambhala.

Expressive Media (Producer: Acosta). (2011). Art Therapy: A Universal Language for Healing [Video file]. Retrieved from Academic Video Online: Premium database. 

Dissanayake, E. (1988). What is art for? University of Washington Press.

Malchiodi, C. A. (Ed.). (2003). Handbook of art therapy. The Guilford Press.

Seiden, D., & Davis, A. G. (2014). Art works: How making art illuminates your life. Ganesha Books.

*Bu yazım, öncelikli olarak KUYU Dergisi Kasım 2020 sayısında yayınlanmıştır.

Yazar: Şeyma Çavuşoğlu

Şeyma, Notre Dame de Sion Lisesi’ni bitirdikten sonra, Koç Üniversitesi’nde psikoloji okudu. Ardından La Salle Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji alanında yüksek lisansını (M.A.) ve Lesley Üniversitesi'nde Yaratıcı Sanat Terapileri alanında doktora derecesini tamamladı. Detaylı bilgi için: www.seymacavusoglu.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: