Bak bakalım bu deveyi güdebilecek misin?

Kendine benzetemediğin insanları oldukları gibi kabullenmek mümkün mü acaba? Eğer mümkünse, nasıl? Nasıl bir insanı artıları, eksileriyle tanır ve değiştirmeye çalışmazsın?

İnsanlar kendilerine benzenmesinden büyük haz alırlar. Bundandır aynı ortamlarda takılan, benzer giyinen, yakın oturan kişilerin dostlukları… Farklılığı görmek istemez insan. Çoğu zaman farklı olanı grubun dışında bırakır. Benzeştikleriyle daha da yakınlaşır.

Peki, bu zamanında benzeştiklerinden, üstelik çok da sevdiklerinden biri gün gelir hiç ondan beklemediğin ve seninkinden oldukça farklı bir yüzle çıkarsa karşına… O zaman ne yapar insan? Kabullenmiş olduğu yılların dostunu yeniden kabullenebilir mi yeni haliyle?

Bence dereceleri var kabullenişlerimizin. Sanki her insana doğuştan bir dayanma sınırı ya da kabullenme eşiği yüklenmiş. Karşısındakinde keşfettiği, kendinden ayrışan yanları bu sınırı geçmedikleri sürece, onun huyu olarak kabullenebiliyor insan. Olur da o eşik aşılırsa, o zaman sorgulamalar başlıyor. İnsan, ya uzaklaşıyor adım adım ya da tamamen çekip gidiyor o diyardan. Tabii zamanla etkisi azalacak olan sancılar içinde…

Ya sonra? O kadar kolay mı artı biri, eksi bir yapmak bu hayatta. Zaten o etkileşimi yakaladığın insanların sayısı parmakla sayılacak kadar azken, gitmek kolay mı bu diyardan güdemediğin bir deve yüzünden?

Ben yapamıyorum. Kolay kolay vazgeçemiyorum. Bir de işin ucunda kalpten gelen dopdolu bir sevgi yığını varsa, göçemiyorum. Ama kalınca da kabullenemiyorum. Yani çıkmazdayım…

Belki de ak ya da kara kadar basit cevaplara indirgememek gerekiyor insan ilişkilerini. O kadar sade bir cevabı olsa bu denli karmaşık çıkmazdı kahve falları. Belki de beklemek gerekiyor ve uğraşmak. Sevdiğin uğruna savaşmak… Yorulduğunda sessiz bir limana çekilip, ardından yeniden atılmak dalgalara… Bir de anlamaya çalışmak. Değişenin neyinin, neden ve ne kadar değiştiğini çözmek…

Evet, bu kadar kolay olmamalı bu diyardan göçmek. İnsan kendine de karşısındakine de biraz zaman tanımalı… Çözümsüzlük kararını almadan tüm cesur çözüm yollarından geçmeli.

Yazar: Şeyma Çavuşoğlu

Şeyma, Notre Dame de Sion Lisesi’ni bitirdikten sonra, Koç Üniversitesi’nde psikoloji okudu. Ardından La Salle Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji alanında yüksek lisansını (M.A.) ve Lesley Üniversitesi'nde Yaratıcı Sanat Terapileri alanında doktora derecesini tamamladı. Detaylı bilgi için: www.seymacavusoglu.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s