Yeni Bir Güne Uyanmak

Doğayla bir ilişkim olduğuna inanırım küçüklüğümden beri. Anlamaya çalışırım neyi neden yaptığını. Kendi varlığım gibi diğer canlıların varlıklarında da anlam arar dururum. Çok sonra farkına vardım bunun herkeste bulunan bir bakış açısı olmadığının.

İnsan farklı olduğunu hissettiğinde ya nefret ediyor kendinden ya da özel hissediyor. Ben önceleri nefreti seçtim. Başkalarında olmayan ve bende bulunan özellikleri kötüledim ve iteledim. Hayatımı “olmam gerektiği” şekliyle yaşar oldum. Ama bu “yetmedi”. Hep bir “yetemiyorum” hissiyle yaşadım. Sanki ne yaptıysam olmuyordu… Asla istenilen o mükemmel imajın yansıması olamıyordum.

Bir gün bir mide bulantısıyla uyandım. Aslında uzun zamandır oradaydı ama ben yeni fark ediyordum. İçimde atmak istediğim ama adını koyup somutlaştıramadığım bir tiksinti vardı. Ne olduğunu ancak şimdi görebiliyorum. Varlığıma dair kendime biçtiğim değermiş meğer içimde sancılar yaratan. Sahiplenememişim olduğumu, dürtülerimi, farklılıklarımı, özel, güzel ve çirkin yanlarımı. Hep olmadığımı olmuşum ve bu kalıp bana ya bir beden küçük gelmiş ya da üzerimden düşmüş… Bugün 30 yaş sendromuna yaklaşırken anlıyorum nerede yanıldığımı. Üzerime düşenden fazlasını üstlendiğimi ve kendimi boşluğa attığımı…

İnsan ancak kendinden yola çıkarak çözebiliyor düğümlerini. Ne bir başkasını anlayabiliyorsun kendini anlamadan ne de olası bir tehlikeden koruyabiliyorsun kendini. Bir de radikal değişimler olmadığını anladım insanın yaratılışında. Hiçbir şey bir uyuyup uyanmada var olamıyor insanın hayatında. Çalışmak ve çabalamak gerekiyor istediklerine ulaşabilmek için. Ancak o zaman öğreniyor insan yaşamayı ve keşfediyor içinden geçtiği günlerin ne gereğinden uzun ne de yetmeyecek kadar kısa olmadığını…

24 saatini nasıl değerlendirdiğin senin elinde. Olmaz deneni oldurmak da… İnsan tahmininden çok daha güçlü, hayata sandığından daha hakim aslında. Bilmese de nerede hata yaptığını, geriye dönüp bakabiliyor. Ve o an anlamasa da, üzerinden zaman geçtikçe daha net görebiliyor.

Taze tılsımlar sabahı köşede bizi bekliyor…

Yazar: Şeyma Çavuşoğlu

Şeyma, Notre Dame de Sion Lisesi’ni bitirdikten sonra, Koç Üniversitesi’nde psikoloji okudu. Ardından La Salle Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji alanında yüksek lisansını (M.A.) ve Lesley Üniversitesi'nde Yaratıcı Sanat Terapileri alanında doktora derecesini tamamladı. Detaylı bilgi için: www.seymacavusoglu.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s