Kağıt Kesiğinden Hallice

”Güven kağıt gibidir. Bir kere buruşturduğunda, asla eski düzlüğünü geri kazanamaz.”

Siliyorum sanki kendimi hayatımdan. Giderek azalan bir varlık gösteriyorum tüm deneyimlerde. Dalmalarım çoğaldı, ruhum ve dilim asla bir değil, analizi durmuyor beynimin ve ben çok yorgunum. Sığınacak bir kalp bulsam, bir sonraki günü dahi düşünmeden atacağım kendimi kollarına.

Yardım almamayı seçiyorsun dediler bugün bana; illa kendim bulacağım diye diretiyormuşum. İnanmıyorum ki anlayacaklarına. İnanmıyorum ki bu zift kalbin sancısına katlanabileceklerine. Sessiz, suskun yaşamın başlamasını bekliyorum; her beklediğim an kayıp gittiğini bile bile…

Döktüğüm göz yaşları tonlarca tanımını hak ederken; hiçbir yerde bulamıyorum aradığım … Ne arıyorum ki ben? Sahi ne yapıyordum ben bu bunalıma girmeden önce? Tam olarak neresindeydim hayatımın? Öyle bir sisle kaplıyor ki bu ruh hali insanın algısını, gerçekten soyutlanıyorsun dünyadan ve yaşamaktan. Ruh gibi derler ya; öyle gezip duruyorsun, gülüp duruyorsun, içip unutuyorsun…

Kelimelerden başka dostu kalmayan ne çok şair, yazar olduğundan bahseder edebiyatçılar. Acıyla eriyip tükenmeden miden, hazmedemezsin kelimelerin gücünü derler. Haşa benzetmek değil asla denediğim kendimi o büyük insanlara. Bir umut, belki yalnızlığımı yaşadığı yalnızlıkla çözen çıkar diye.

Hiç hem ağlamaktan başka bir şey yapmak istemeyip hem de gözlerinizin göz yaşlarından yandığı oldu mu? İkili bir yaşam sanki içinde kıvrandığım. Bir sol beynim çıkıyor sahneye, özgüvenli, karakterli, kalıbının kadını, sağlam basıyor toprağa. Derken sağ beyin fırlıyor arka plandan; bambaşka bir duruşa bürünüyor bedenim, omuzlarım çöküyor, umudum kırık, ağzımdaki tat hep buruk…

Beynin iki yarısının farklı karakterlere sahip iki ayrı beyin gibi işlediğinden bahsediyorlar. Sol konuşurken, hikayelerle sağın hissettiklerini anlamlandırmaya çalışıyormuş. Bundan olsa gerek hikayelerin peşinden sürüklenişimiz. Dedikodu, film, roman, içinde insan geçen her kurmacada olan tanıdık ve yabancı hikayeler… Ve amaç hep aynı; hayatı biraz daha anlamlandırabilmek.

Anlarsam cevapları da bulurum diyorum. Anlarsam artık üzülmeden sindirebilirim tüm haksızları. Anlarsam nedenini belki bu kadar yanmaz canım gördüğümde yapayalnız mücadele veren kediyi, köpeği… Ama diyorum sonra ve yine çıkıyor bir ama cümlemin orta yerinde. Durduruyor amalar beni. Tatsızlaşıyorum. Usulca başımı kaldırıp aldığım nefesin güveniyle yeniden dalıyorum havasız kuyumun içine… Belki de yalnızlık tanışıklığımızdan dolayı iyi geliyor bana. Sanki merhemi oluyor acıtan kağıt kesiğinden hallice yaramın.

Yazar: Şeyma Çavuşoğlu

Şeyma, Notre Dame de Sion Lisesi’ni bitirdikten sonra, Koç Üniversitesi’nde psikoloji okudu. Ardından La Salle Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji alanında yüksek lisansını tamamladı. Bir süre psikoterapi, eğitim ve grup çalışmaları yaptıktan sonra, akademik dünyaya geri dönmeye karar verdi. Şu an Lesley Üniversitesi’nde Yaratıcı Sanat Psikoterapileri alanında doktora programında tez aşamasında, equanimity (eşgörü) deneyiminin sanat ile ifadesini araştırıyor.

“Kağıt Kesiğinden Hallice” için 2 yorum

  1. Sesi az, kelimesi bol insan, kendinizi iyi ifade ediyorsunuz.
    İnsan iki şekilde yalnız kalır; 1. yalnızlık, çevresinde hiç insan olmaması yüzünden. 2. yalnızlık insan kendini anlayamamaktan ötürü, kendi eylemlerini ve düşüncelerini oluştururken kaygı ve korkuları yüzünden kendine müdahale edememekten ötürü. 2. yalnızlıkta insan gerçekten yalnızdır, kendini dağlara taşlara vurur, içi içine sığmaz, kendisinle baş başa kalmaktan hoşlanmaz. 1. yalnızlık ta zordur, haftalarca hiç bir insan yüzü görmemek, hiç bir insan kokusu duymamak insanı gerçekten tuhaflaştırıyor, gerçekliğini kaybedecekmiş gibi yapıyor, 1. yalnızlığı aşmak için öylesine insanlarla bile bir araya gelebiliyorsun. Ama 2. yalnızlığın aşılması çok zordur. 2. yalnızlığı yaşamamak için uraşalım hayatta.
    Bazen insan yalnız kalmak ile sağlam oluşturmuş olduğu doğruları arasında kalmakta, hatta bir çok zaman yalnız kalmak ile doğrular arasında kalır, benim zorlandığım karar verme aşaması oldu hep.
    Yazarak şunu yapıyoruz belkide, doğrularımızı söylemenin rahatlığını, yaşamak istediğimiz veya olmasını istediğimiz hayatın olabileceği umudunu taşıyoruz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s