Bir Gülümseme Yeter mi?

‘‘Her arayışta olan amaçsız değildir, özellikle geleneksel olanın ve bilinen tanımın ötesindeki gerçeği arayanlar…’’ Mona Lisa Smile

Hazır olan ve geçmişin dayattığı kalıplara sıkıştırılmak bir çok insan tarafından içinden çıkılmaz mecburi yön olarak algılanır. Merak ettiğim bu geleneksel yolu kırmak gerçekten mümkün mü?

İnsanlık tarihinin gelişimine baktığımızda, pek çok şeyin zamanla aşıldığını ve değiştiğini görebiliyoruz. Ama yaşadığımız günün şartları içinde düne göre farklı yaşamak o kadar da kolay gözükmüyor. Değişimin ancak nesillere ve uzunca bir zamana yayılarak yerleşebileceğini biliyoruz. Ancak o büyük tabloyu küçük adımlarımızda görmek yine de zor geliyor.

Hem toplumsal hem de bireysel olarak alışkanlıkları yenileri ile şekillendirmek, bazı kavramları yeniden inşa etmek ve asla mümkün olmayacağına inandığımız özgürlüklere yelken açmak keyifli, tedirgin edici ve sürükleyici. Ben bu büyük dönüşümün ilk adımının Michael Jackson’un Man in the Mirror şarkısında dediği gibi aynaya baktığınızda gördüğünüz kişiden başlayacağına inanıyorum. Eğer ben, geldiğim ailenin alışkanlıklarının dışına taşabiliyorsam, yeni bilgiye aç ve öğrenmeye hevesliysem, bir de edindiğim birikimi yeni doğruları biçimlendirmek için kullanabiliyorsam hala umut var demektir.

Bir an için gözlerimi kapatıp hayal etmem gerekiyor. Geleceğimi ve geleceğin de ilerisini… Orada ne görmek istiyorsam onu hayalimde şekillendirdiğimde yüzümde bir gülümseme oluşuyorsa farkında olmadan, o zaman tüm çabaya ve göz yaşına değer demektir.

Yalnız tek bir paragrafta açıklanabilecek kadar basit bu süreç öyle çabuk ve dertsiz geçmeyecek. Her değişim yeni bir doğum kadar sancılı ve acılı olacak. Belki de bu yüzden insanlar değişmek yerine var olanı sahiplenmeyi seçiyorlar. Kolaya kaçmak değil, canlarının acımasını önlemek amaçları.

Tüm endişelerimi, korkularımı ve gece yastığa başımı koyduğumda midemi bulandıran hisleri geride bırakmak için önce onlara kucak açmam gerekiyor. Değiştirmek istediğim şeyler de bugünkü beni oluşturan parçalardan bazıları. Kendimi olduğum gibi gördükten sonra ancak farklı olmasını istediğim yönleri tespit edebilirim.

O zaman ilk hedef olanı olduğu haliyle benimsemek. Ardından taşları oynatmak ve yeniden yerleşmelerini hafif tereddüt yüklü bir heyecan ile beklemek. Belki o zaman bende de bir Mona Lisa gülümsemesi yeşerir.

Yazar: Şeyma Çavuşoğlu

Şeyma, Notre Dame de Sion Lisesi’ni bitirdikten sonra, Koç Üniversitesi’nde psikoloji okudu. Ardından La Salle Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji alanında yüksek lisansını tamamladı. Bir süre psikoterapi, eğitim ve grup çalışmaları yaptıktan sonra, akademik dünyaya geri dönmeye karar verdi. Şu an Lesley Üniversitesi’nde Yaratıcı Sanat Psikoterapileri alanında doktora programında tez aşamasında, equanimity (eşgörü) deneyiminin sanat ile ifadesini araştırıyor.

One thought on “Bir Gülümseme Yeter mi?”

  1. İnsanların bir çoğu hayatı anlayamadıklarından, hayata anlam veremediklerinden, hayatı olduğu gibi kabul edemediklerinden psikolojik sorunlar yaşamaktadır.
    Hayatta, insanların tutunabilecekleri bir baston yapma çabasında ki Felsefe, insanların hayatı anlamalarına yardımcı olma peşinde. İnsanın kendini tanımasına ve kendini tanıyan insanın da insanlığı tanımasına yardımcı olmaya çalışan Psikoloji. Toplumsal değişimleri anlamamızı sağlayan Sosyoloji bir bilim olarak gelişimini sürdürmektedir. Bir değişim olacak ise bu gelişen bilimlerden yararlanarak bir değişimi yapmalıyız. Her değişim iyi değildir, değişime karar verilme aşamasının şu olduğunu düşünüyorum; hayatımızda ki tutarsızlıkların ve belirsizliklerin bizi rahatsız etmesidir, değişime karar verince şu ikilem arasında kalınmaya başlanır, değer görmek/sevilme ile gerçekliğe saygı duymak arasında, değer görmediğinde insanların çoğu bu yeni aldıkları bilgilerden vaz geçerler, ve yalnız kaldıklarında hayata karşı gerçekliğini yitirmekten korkarlar ve bu yüzden çevresindeki bilgileri destekleyici bilgiler almaya başlar, yani çoğu kişi aslında doğrularla ilgilenmez. Gerçekliğe saygı duymak ise bir çok kaygıyı beraberinde getirebilir ama gerçekliğe saygısı olan kişi sadece gerçeğin peşindedir bir ömür boyu.
    Değişim ilk gençlik yıllarında kolaydır, yaş ilerledikçe değişimden korkar insanlar, eskiden annemlere değişmelerini söylerdim bazı konularda ve neden değişmekten korktuklarını anlayamazdım şimdilerde anlıyorum. ve değişmelerini beklemeden anlatacaklarımı anlatıyorum, ailemin değişeceğini beklemiş olmak düşüncesi şimdi saçma geliyor bana. Değişimde bir belirsizlik vardır, önünü görememek vardır, insanlar belirsizliği sevmezler ve değişimde her zaman bir seçim vardır, normal bir insan seçim yapmaktan pek hoşlanmaz, her seçim bir kaygı getirir, ama değişimi göze alan kişi hayatın her aşamasında seçimlerin olmasının normal olduğu kabul etmiştir. Çevremin kültürünü kabul edince her yaşında her davranışında neyle karşılaşacağını bilirsin.
    Cesaret edemeyip de bu değişimi yapmak isteyenlere, değişimin sonuçlarını göstermek gerek, sonuçlar ortaya çıktığından belirsizlikte ortadan kalkar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s