Soranın Bir Yüzü Kara… Cevap Arayanın İki…

Çok merak ediyorum, bu hayatta yapabileceğim neler var?

İnsan kayboluyor çoğu zaman bilinmezlerin arasında. Kendini yeniden bulmak, küle dönmüş ateş kırıntılarını toparlamak, anlamsızlık girdabında sürüklenmiş yüreğini dindirmek zaman alıyor.

Sanırım işin sırrı, inanacak bir şey bulmak. Her ne olursa olsun, seni ellerinden tutacak, kalkman için gereken hızı kazanmanı sağlayacak ve inanmanın yarattığı, şüpheleri yok eden o saflığı sana geri kazandıracak bir hissi… Bir tutam umut…

Ama korkmamak öyle zor ki… Korktuğunda, kendini korkunun akışına bırak, direnmezsen akıp gider yanından derler. Hani engellerin önündeki engel olmazsan, o engellerin kendiliğinden ortadan kalkacağı gibi.

Hayat, kahramanlardan oluşmuyor maalesef. Ve sen de, ben de herkes gibi çöküyoruz, yıpranıyoruz, umudumuzu yitiriyoruz.

Anlamını sorguladığımız ve bir türlü bulamadığımız için… Ya da bulabileceğimiz bir yerde olmadığı için…

Yine de anlamak istiyor insan… Hayatın anlamını değilse bile, kendini… Neyi neden yaptığını… Dostlarına soruyor, hayatına bakıyor, kararlarını sorguluyor, terapiye gidiyor… İnsan hep arıyor bulamadığını…

Acaba bir gün bulabilecek miyim sessiz ve ıssız gecelerde kalbime çöken sorunun yanıtını? Acaba, bir gün anlayabilecek miyim daha neler yapabileceğimi, yapacağımı ve başaracağımı? Acaba her dibe vurduğumda, yeniden sıçrayabilecek miyim heyecanla, şevkle, yukarı doğru? Acaba bir anlam bulamasam da bu hayatta, tutunabileceğim bir ben bulabilecek miyim? Ve tutunmaya değer gördüğüm bir iş edinebilecek miyim?

Herkes bir diğerini anladığını iddia ediyor… Bu kadar kolay mı gerçekten anlamak, hissetmek, gözyaşlarına dokunmak? Bir kedinin var oluşu kadar basit mi bir insanın da var oluşu?

İlla anlamak zorunda mıyız nedenini? Sadece rüzgarın esişinde kendini bulan birer rüzgar gülü olamaz mıyız bu hayatta? Gerektiğinde dönen, döndükçe yön gösteren, gösterdiği yönle rüzgara farklı isimler ve anlamlar katan…

Yine cevapsız sorular… Ama en azından sormakta bir anlam var… Sormadan kanıyor insanın içi… Sormadan yaşanmıyor hayat… Sorgulamadan rahatlamıyor insan… Sorgulamadan yaşayamıyor…

Yazar: Şeyma Çavuşoğlu

Şeyma, Notre Dame de Sion Lisesi’ni bitirdikten sonra, Koç Üniversitesi’nde psikoloji okudu. Ardından La Salle Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji alanında yüksek lisansını tamamladı. Bir süre psikoterapi, eğitim ve grup çalışmaları yaptıktan sonra, akademik dünyaya geri dönmeye karar verdi. Şu an Lesley Üniversitesi’nde Yaratıcı Sanat Psikoterapileri alanında doktora programında tez aşamasında, equanimity (eşgörü) deneyiminin sanat ile ifadesini araştırıyor.

“Soranın Bir Yüzü Kara… Cevap Arayanın İki…” için 2 yorum

  1. Yine de anlamak istiyor insan… Hayatın anlamını değilse bile, kendini… Neyi neden yaptığını… Dostlarına soruyor, hayatına bakıyor, kararlarını sorguluyor, terapiye gidiyor… İnsan hep arıyor bulamadığını…

    o kadar harika ki.

  2. kaybedilen savaşlar,,psikolojik harabeler,parçalanmış kişilikler..akaşik kayıtlar,patlamaya zamanlı saatli bir kalp..öylece bırakıldı sanılır,kısa devre yapsın istenir alfa ritim’lerimiz..bilinmez,hiç bilinmez..tarih yazıyor olmalı; en güçsüz ordularımız…(( siymean ))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s