Gitmeden Tam Bir An Önce

Sesin çıkmıyor sandığında içinden konuştuğunu fark etmek gibidir yalnızlığınla yüzleşmek. İnsan, en zor günlerinde bir dost eli arar omzuna dokunacak, herşeyin geçeğini ve sıkıntıların yerini güzelliklere bırakacağını söyleyecek. Oysa o dost bir türlü çıkmaz ortaya en ihtiyaç duyulan anda. Ama yine de güzeldir insanın hayatında pek çok tanıdığı, bildiği, öğrendiği, okuduğu, beraberliğinden keyif aldığı yüzün olması.

Sessizliği dinlemek iyi gelir bazen. Yaşamın gürültüsü öyle yoğun olmuştur ki, insan yazın sıcağında gündüzleri kavrulup gecenin yerleşmesiyle kıpırdanmaya başlayan yaprakların sesini unutur. Şansı varsa insanın, arada bir mola alabilir koşturmacasından ve kasıtlı olarak İtalyanlara özenebilir. Hiçbir şey yapmanın güzelliğini keşfedebilir bir kaç vakit. O zaman ruh biraz da olsa huzur nedir anlar. Ancak o zaman, hızlı solumaktan yorulmuş ciğerler, rahat ve derin bir nefes çekebilir.

Doğada gökkuşağının renkleri sabittir. Ama kişinin zihninde, her renk vardır gökyüzünde. Dilediğini yaratabileceği sihirli değneğidir hayal gücü insanoğlunun. Umduğu, arzuladığı, şehvetle istediği, beklediği, özlediği ne varsa, hayalinde onundur. Özgürlüktür dilediğini gözlerini yumduğun an beş duyunla yaşıyormuş gibi algılama gücüne sahip olabilmek.

Bir de kalbi vardır insanın. Tüm duygularına, kırık anılarına ve gelecek umutlarına ev olur yürek. Başını sokacak bir çatının önemini bilen insan, kalbine titizlenir ve onu üzenleri hep bir yudum temkinle gözlemler. Ama hayat akışı, kalbi uzak kılar insana. Beyin, düşünce, zihin, akıl hep ön plandadır. ‘‘Daha’’lara ulaşmak için insana bu düzende gereken aklını kullanabilmektir; kalp zayıflık olarak algılanır.

Onca oyundan çıkarılmalara rağmen, dirayetli kalp illa hissettirir kendini. Kimi insanı daha seyrek yoklar zamanın yarattığı kalkanlardan dolayı. Bazılarında ise daha baskındır ve sesi daha sık duyulur. O insanlar, kalbin bayrağını zirveye taşımakla yükümlüdürler. Duygusallıklarından işittikleri azarlara ve defalarca kırılan umutlarına aldırış etmeden, çabalarını sürdürürler.

Ben, o insanlara hayranım. Onlar ki her daim ruh ve bedeni bütün sayar, kalbi de merkeze koyarlar; işte onlar kahramandırlar. Bu kadar kötülüğün, yalanın, sahteciliğin, acının, insafsızlığın ve adaletsizliğin olduğu bir dünyada, gerçek gülümsemesini koruyabilmiş her insan, bir madalyayı hak eder. Hoş, onların madalyaya, ödüle ilgileri yoktur. Ama benim kalbimden geçen, kalbini unutmamış her insanın önüne hak ettiği saygı ve hayranlığı sermektir.

Yazar: Şeyma Çavuşoğlu

Şeyma, Notre Dame de Sion Lisesi’ni bitirdikten sonra, Koç Üniversitesi’nde psikoloji okudu. Ardından La Salle Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji alanında yüksek lisansını (M.A.) ve Lesley Üniversitesi'nde Yaratıcı Sanat Terapileri alanında doktora derecesini tamamladı. Detaylı bilgi için: www.seymacavusoglu.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s