Tek İstediğim Biraz Cesaret

Sonunda baş başa kaldık sevgili ben. Başkalarının söylediklerinden etkilenme yaşımı geçtiğimden beri, kimseden senden aldığım kadar haz alamaz oldum. Sanki ben sadece seninle bütün olabiliyorum gibi, ne zaman başım duygularla derde girse; dert ortağım yapıyorum seni. Özlemişim gözlerindeki samimiyeti.

 

Uzun yıllar var anıları gömdüğüm sandığıma biriktireli eskileri. Döndürür dururdum eskiden her anıyı, her anı. İsterdim ki geriye dönüp müdahale edeyim. Kendimi en umutsuz durumlardan usulca kurtarayım…

 

Zamanla anladım gece yastık üzerinde kurulan hayallerin gerçek olamayacağını. İnan, bir ara gerçek olur umuduyla yaşadım. Ben, hep şu anki halimden farklıydım o hayallerde. Hep ya daha güzel, ya daha dimdik, ya daha güler yüzlü, ya da daha sakindim… Beni kırana, hiç duraksamadan en zekice cevabı verebilir, hiç yapamayacağımı düşündüklerimi yapabilirdim orada.

 

Bir de gerçek ben vardı. Aynaya baktığımda görmek istemediğim, herşeyini eleştirdiğim. Büyüklerimden kalma bir alışkanlıktı belki de eksikleri bulmak. Bu kadar sevemediğim kendimi kimselere yakıştırmaz, tek bir dostla yıllarımı geçirirdim. Sonra, anladım. Süper kahraman olmasam da sevilebileceğimi, tek kavgayla o kişinin kaçıp gitmeyeceğini, birden fazla dosta, arkadaşa, can yoldaşına kapılarımı açarsam evde ne var ne yok talan edip gitmeyeceklerini…

 

Güvendim. Hepsine. Kimine biraz daha fazla, kimine daha az… Ama en zoru kendime güvenmekti. Benim de firar etme olasılığım oldukça yüksekti. Direttim; inatla kendimi yeniden yaratmak yerine, olanın keyfini sürdüm. Ve bugüne geldim.

 

Yolum uzun ama artık geride bırakılmış bir mesafe de var.

 

Hala kimi zaman kapkara oluyor gökyüzü, seçemez oluyorum gideceğim yönü. O histen nefret ediyorum ama onunla da barıştım. Biliyorum ki geldiği gibi gidiyor da.

 

Ben önümde pembeler, maviler, sarılar, yeşiller görebildiğim günleri daha çok seviyorum. Zorlanmadan gülümseyebilmekten büyük bir keyif tanımıyorum. O zamanlar, keşfedilecek büyük bir ada gibi geliyor bana dünya. Hem tanıdık hem de yabancı, ve hep tebessümlü…

 

Çok istediklerim ve ulaşamadıklarım beni bekler mi acaba ben onlara da ulaşacak cesareti toplayana dek?

 

Yazar: Şeyma Çavuşoğlu

Şeyma, Notre Dame de Sion Lisesi’ni bitirdikten sonra, Koç Üniversitesi’nde psikoloji okudu. Ardından La Salle Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji alanında yüksek lisansını (M.A.) ve Lesley Üniversitesi'nde Yaratıcı Sanat Terapileri alanında doktora derecesini tamamladı. Detaylı bilgi için: www.seymacavusoglu.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s